Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

| 1 yorum

Çocuğum Uyumuyor! Gece Çok Sık Uyanıyor? Uyku Problemi Var…

Çocuğum Uyumuyor!  Gece Çok Sık Uyanıyor?  Uyku Problemi Var…

Bugün Nyx Uyku Danışmanlık Sevgili Melis hanım ile beraberiz.

Ona uyku ile ilgili en sık sorulan ve merak edilen soruları sordum. Sizin de sorularınız var ise İnstagram hesabıma yorum bırakmanız yeterli ( www.instagram.com/ozgekopuz )

Sevgili Melis Gece beslenmesi ne zaman ve nasıl kesilmeli?

Bu sorunun cevabı iki şeye bağlıdır. İlk olarak, bebek mama mı alıyor, yoksa emiyor mu? Mama alıyor ise, 6.aydan itibaren gece beslenmesine biyolojik olarak bebeğin ihtiyacı artık kalmadığından, gündüz yeterli kaloriyi alması durumunda, gece beslenmesine ihtiyaç yoktur. Ben her davranış değişikliğinde önerdiğim gibi, mama alan bebeklerde de aşamalı olarak, yani gitgide mama miktarı azaltılarak gece beslenmesinin kesilmesini öneriyorum. Eğer bebek anne sütü alıyor ise de ikinci soruyu sormak gerekir:

Anne kaç yaşına kadar emzirmek istiyor? Şu anda son araştırmalar 2 yaşına kadar emzirmenin sağlıklı olduğunu gösteriyor. Eğer annenin de hedefi bu ise de, 6.aydan sonra gece beslenmesinin devam edilmesini ve gecede 1-2 defa emzirilmesini öneriyorum.

Neden?

– Öncelikle gece sütünün bileşimi farklıdır. Daha fazla melatonin vardır ve bu da bebeğin uyumasına yardımcı olur. Gelişimleri için de gerekli olan triptofan gece sütünde daha fazladır ve uykuyu da düzenlemeye yardımcı olur. Bu içerik seratonin hormonunun da öncüsüdür. Ayrıca sütün devamlılığı için önemli olan prolaktin hormonu gece ve sabahın erken saatlerinde en fazladır. Özellikle çalışan ve gündüz sık emziremeyen annelerin sütünün devamlılığı için gece emzirmek çok önemlidir.

– Meme emmek çok önemli bir bağlanma aracıdır. Anne bebeğe, bebek de anneye bağlanır. Bebek anne ile yakınlık, ten teması, birebir geçen konsantre vakit ve emme ihtiyacının karşılanması ile beraber yeri doldurulamaz bir duygusal tatmin duyar. Gece de bu deneyimin devamına bebek ihtiyaç duyuyor ve talep ediyorsa elbette devam edebilir.

– Gece emzirmesi elbette gecede 2-3 defadan fazla olup (yenidoğan hariç) uykuyu çok sık bölmemelidir. Bu durumlarda meme uykuya geçiş için bir kontrol kalıbına dönüşmüş demektir, yani bebek uyumak için meme emme alışkanlığı edinmiştir. Böyle durumlarda bebeğin en sık ve aktif emdiği birkaç saat belirlenir, diğer kalkışlarında emzirilmez ve onun yerine kucak, sevgi, ten ve ses teması ile güven sağlanır ve bebek tutarlı bir şekilde uykuya yönlendirilir. Bir süre sonra bebek sadece emme saatlerinde uyanır. Bu sürece dalma sürecini yatağında tamamlayan bebekler daha iyi uyum sağlar.

Bebekler ne zamandan itibaren kendi kendilerine dalabilirler?

Bebekler kendi kendine dalmayı anne karnından itibaren bilirler. Anne karninda kendileri uyur ve kendileri uyanırlar. Annelerinin hareketleri ve anneden geçen melatonin (uyku hormonu) ile kendi düzenlerini kendileri kurarlar. Yani aslında bu öğretilecek bir şey değildir. Doğumdan sonra da bunu yapabilme becerisine sahiptirler, ancak artık anne karnının güvenli ortamında değildirler. Rahim ortamı, bebeğin hayatını korumak için doğanın bir mucizesi olarak bebeği sakin tutar. Doğumdan sonra dış dünyaya maruz kalan bebek her gün birçok stres yaşar ve onu sarıp sarmalayan rahim ortamı artık olmadığından, sakinleşmek için ebeveyn desteğine ihtiyaç duyar. Yani asıl destek bekledikleri konu, dalma öncesindeki sakinleşme evresidir. Bilinenin aksine, bebeklerin beyni kendi kendilerine sakinleşmeleri için yeterli gelişime sahip degildir. Bu gelişim 5 yaşında olur. Beynimizin sağ tarafı duygulardır ve bu doğumdan itibaren oldukça gelişmiştir. Ancak sol taraf, yani mantık tarafı, ancak 20’li yaşlarda gelişimini tamamlar. Alt beyin de ilkel yanımızdır, sinirlendiğimizde kontrolü ele geçirmeye çalışandır ve doğumdan itibaren aktiftir. Bizi yatıştıran, sinirlendiğimizde hem alt hem de sağ beynimizi dengeleyen mantığımız bebekken yeterli gelişimde değildir. Bebekler duyguları ve ilkel içgüdüleri ile hareket ederler. Yani hissetmek ve duygularını yaşamak konusunda filtresizdirler! Bundan dolayı da sakinleşmek için destek beklerler. Sonuç olarak uyku öncesi huzur ve güven ortamını yaratmak, ağlayan bebeğe cevap vermek, yanında kalıp sakince uykuya geçtiğine emin olmak en doğal ebeveynlik görevimizdir. Onun kendi kendine sakinleşmesini tepkisizce beklemek, ağlamasına cevap vermemek ve özellikle ağlarken yalnız bırakmak doğasına aykıdırıdr ve bebeğe ‘yalnızsın’ mesajı verir. Bu hareket tekrarlanınca bebeğiniz ümidi keser ve belki susar ve uyur. Ancak bu deneyim ile öğrendiği “Annem gelmeyecek, yalnızım” olur. Araştırmalar gösteriyor ki bu tür uyku eğitimlerine maruz kalan bebeklerin kanındaki kortizol hormonu (stres sırasında salgılanır ve gelişim açısından zararlıdır.) bebekler sustuktan sonra aynı kalıyor. Yani bebek stres hissetmeye devam ediyor, sadece anneden ümidi kestiği için susuyor. Ayrıca bebeğin sağlığını tehdit etmeyen minimum kortizol miktarı da bilimsel olarak bilinmiyor. Yani her türlü stres bebeğe zararlıdır. Son olarak da, yaratılan bu güven eksikliği ve gece/gündüz arasında tutarsız olan ebeveyn davranışı bilinçaltına yerleşir ve ilerleyen yıllarda davranış bozukluğu olarak geri dönebilir.

Korku, kabus ve gece terörleri neden olur ve ne yapmak lazım?

Korku, kabus ve gece terörlerinin arkasında genelde endişe duygusu vardır. Bu endişe çok yakın zamanda olmuş olabileceği gibi, eskiden de olmuş ve çocuğun bilinçaltında yer etmiş olabilir. Özellikle uyku öncesi TV veya benzeri medyada kontrolsüz içeriğe maruz kalmak bu tip durumları artırabilir. Bazen sebebini anlarız, bazense anlayamayabiliriz, ama her iki durumda da çözümler çocuktaki endişe kaynağını anlamaktan ve güven vermekten geçer. Kabuslar uykunun REM aşamasında olur, çocuk korkuyla uyanır ve ağlayabilir. Bu gibi durumlarda öncelikle çocuğu yakın temas ile sakinleştirmek, ağlıyor ise kucakta tutarak ağlamasına izin vermek ve bir yandan da güven veren iletişim kurmak gerekir. Bu aşamada çocuğunuza vermek istediğiniz mesaj “seni anlıyorum ve güvendesin” olmalıdır. Korku ve kabusun kaynağını reddetmek (“Canavarlar yok ki!” demek gibi) çözüm değildir, çünkü siz bunu bilseniz de çocuğunuz biraz önce canavarları görmüştür. Canavarlar gerçek olmayabilir, ama çocuğun canavar korkusu gerçektir. Çocuk sakinleştikten sonra da uykuya geçmesine destek olmak, onun ihtiyacına yönelik davranmak en doğrusudur. Koridorun ışığını açık bırakmak, dalana kadar yanında kalmak veya yanınıza almak gibi çözümlerle çocuğu olay sonrası güvende hissettirerek rahatlatmak gerekir. Ertesi gün ise kabus hakkında konuşup çözümü beraber bulmak en yararlısı olur. Bu noktada yaratıcı çözümlere başvurabilirsiniz. Odaya canavar kaçıran sprey sıkmak, gece koruyucu pijamalar giymek gibi yaratıcı çözümler sunulabilir. Konu önemsenmeli ama çok da abartılmamalı ve hayat normal akışında devam etmelidir. Gece terörü ise çocuk derin uykudayken olur. Çocuk kalkıp oturabilir, ağlayabilir ancak uyanık değildir. Sizi duymaz ve dediklerinizi anlamaz. Sabah uyandığında da durumu hatırlamaz. Bu durumu yaşarsanız çocuk uyandırılmamalıdır. Çocuğa dokunmadan ve kucağa almadan sakince konuşmak, bir yandan da kendine zarar vermemesi için çocuğu korumak gerekir. Sakince beklenir ve bir süre sonra çocuk sakinleşir ve geri uyur. Ertesi gün çocuk hatırlamadığı için de konu konuşulmamalıdır. Eğer gece terörü her gece aynı saatte ve sık sık oluyor ise, birkaç gün üst üste o saat gelmeden 15 dk önce çocuk uyandırılır ve geri uyutulur. Bu şekilde derin uyku atlanır ve gece terörü büyük ihtimalle gerçekleşmez. Her şekilde, gece terörüne neden olabilecek endişe kaynakları araştırılmalı, bu endişeler konusunda çocuğun duyguları anlaşılmalı ve güven verilmelidir.

Kendi odasında yatmayan ve anne baba yanına gelen çocuk için ne yapmak lazım?

Burada en önemli soru, çocuğun neden anne babasının yanına geldiğidir.

Buradaki duygusal ihtiyacı nedir?

Öncelikle çocuğun odasını ve yatağını sevmesi gerekir ki durumu olumlu algılasın. Odasında keyifli vakit geçirmesi, kendine ait olduğunu bilmesi ve hissetmesi önemlidir. Yatak takımlarını kendi seçmesi, istediği peluş oyuncaklarını uyurken yanına alması gibi deneyimler uyku deneyimini olumlu kılmaya yardımcı olur. Ek olarak, gece uykusuna güvenle geçmek için uykudan önce beraber sohbet etmek, kitap okumak gibi keyifli aktiviteler de çözüm için yararlıdır. Endişesi yüksek çocuklar dalana kadar yanlarında kalmanızı isteyebilirler ve bu normaldir. Ayrıca karanlıktan veya yalnız kalmaktan korkmak da çocukların kendi yataklarında yatmalarına engel olabilir. Bu korkular ise genelde her çocuğun bir dönem yaşadığı, gelişimin normal birer parçasıdır. Bunların dışında da çocukların gün içinde veya geçmişte yaşadıkları olumsuz, stresli, karmaşık deneyimler de endişe kaynağı olup gece anne babalarını yanında isteme şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlar duygusal ihtiyaçtır ve her zaman ebeveynden cevap bulmalıdır. Böyle durumlarda bu korkuları önemseyerek ancak çok da büyütmeden duruma ebeveynin hakim olması, endişeleri gidermek için güven vermesi ve sabretmesi gerekir. Korkularına karşılık güven dolu deneyimler yaşayan çocuk bu korkuların üstesinden gelir. Bu noktada sorun kabus, korku veya basit bir endişe olsa da çözüm aynıdır: Çocuğunuza onu anladığınızı, güvende olduğunu, ne zaman ihtiyacı olursa yanınıza gelebileceğini söyleyerek yatağına yönlendirebilirsiniz. Bu endişe veya korkularla başedebileceğini hisseden çocuk yatağına döner ve zaten bunu başarabiliyor olmak onu motive eder. Ancak endişesi varsa yanınıza gelebilmeli ve hatta geri yatağına dönemiyor ise zorlanmamalı ve güven vermeye odaklanılmalıdır. Gün içinde ve çocuğunuz sakinken endişe kaynakları hakkında konuşup onu rahatlatmak, korkusunu ifade etmesine yardımcı olmak ve yine güven vermek gerekir.

Kendi odasına/yatağına geçiş bebeklerde ve çocuklarda nasıl olmalıdır?

Her davranış değişikliğinde olduğu gibi, kendi odasına veya yatağına geçiş de bebeklerde ve çocuklarda aşamalandırılmalıdır. Amaç çocuğun kendini yeni uyku ortamında güvende hissetmesi (duygusal hedef) ve deneyimi olumlu algılamasıdır (düşünsel hedef). İlk aşama ortamı tanıması ve aşina olmasıdır. Bu nedenle odada vakit geçirmek, odanın sahibinin çocuk olduğunu anlatmak ve hatta beraber dekore etmek yararlı olur. Bebeklerin ayrıca yatak içinde zaman geçirmeleri ve basit oyunlar oynamaları da yararlı olabilir ancak ebeveyn yatağa girmemelidir. Çocukların ise yatak içinde değil, odada oyun oynaması yatağı uyku yeri olarak algılamamaları için daha doğru olur. Daha sonraki aşama gündüz uykularını odada uyumaktır. Bu noktada eski yatağındaki kullanılmış çarşafı kokusu ile beraber yatağa geçirmek veya annenin bir kullanılmış giysisini de yatağa koymak (çocuğun ağzını burnunu kapatmayacak şekilde) geçişe yardımcı olur. Ebeveynden gece uykusuna oranla daha kısa bir fiziksel ayrılık olan gündüz uykularını odasında ve yatağında en az birkaç gün huzurla uyuyan çocuk bir sonraki aşamaya hazırlanmış olur. Eş zamanlı olarak da aynı günlerde hava karardıktan sonra odanın karanlık halini de çocuğun deneyimlemesi iyi olur. Bunun için de odaya kısa süreli girip çıkmayı, karanlıkken de içeride birkaç dakika kalmayı deneyebilirsiniz. Sonraki aşama uyku ritüelinin son 1-2 adımı ile beraber gece uykusuna geçişi bu odaya almaktır. Çocuğunuz ilk birkaç gün adapte olamayabilir çünkü duruma anlam vermek için süreye ihtiyacı vardır. Bu noktada güven vermek konusunda tutarlı olmak gerekir. Amaç duygusal olarak çocuğu güvende olduğuna ikna etmektir, bu nedenle ebeveynin sakin, sevgi dolu, endişesiz tavrı en önemlisidir. Yatağa alışma sürecinde çocuklar ten teması ve kucak isteyebilirler, bu da en doğal haklarıdır. Bu durumlarda onları zorlamamak, istedikleri zaman temas sağlamak ve kucakta sakinleşmelerini sağlamak güvende hissetmeleri için kritiktir. Sakinleşen çocuk yatağa tekrar koyulabilir. Pusula ile her zaman aynıdır, çocuğunuzun verdiği sinyaller.

Melis Keşan Psikolog / Uyku Danışmanı

Nyx Uyku Danışmanlık

www.nyxuyku.com

Print Friendly, PDF & Email

1 Yorum

  1. 16 aylık oğlumu akşam odasında uyutuyorum fakat 1-2 saat sonra uyandığında mutlaka bizim yatağa gelene kadar ağlıyor.odasında sakinleştirip uyutuyorum 15 dk sonra tekrar uyanıp ağlıyor.bu her 15-20 dk da bir oluyor ve ben çalışıyorum.git gel yapmaktansa pes edip yanımıza alıyorum.ve mışıl mışıl uyuyor.bu durumu nasıl aşabilirim.ağlama seanslarını azaltıp odasında uyumasını nasıl sağlayabilirim.blogdaki yazıyı okudum fakat batuyu odasında uyumaya alıştırmak bana o kadar uzak geliyor ki ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.ilginize teşekkür ederim

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir