Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

| 0 yorum

GİYİNME SENDROMU DA VAR MI? (GİYİNME KRİZİ)

GİYİNME SENDROMU DA VAR MI? (GİYİNME KRİZİ)

2 yaş sendromu ile baş gösteren, henüz kaç yaşına kadar sürdüğünü tecrübe edemediğim krizin adı; giyinme krizi ya da giyinememe krizi dersem daha doğru olur.

Her gün, her zaman seçip getirdiğiniz kıyafeti ağırbaşlılıkla giyen çocuğunuz; günün birinde köşe bucak kaçmaya başlar! Bununla da kalmaz elinizden alıp savurur, zorla giydirip çıkarırsınız, yol boyu ağlama krizine girer, sürekli üstünü çıkarmaya çalışır. Dolayısıyla hayat bazen biz ebeveynler için çok kolay olmuyor. Öyle dergi kapağından çıkmış gibi papyonundan, kemerine; kurdelasından fularına kadar giydirmeye çalıştığımız minik mankenlerle perde arkasında verdiğimiz savaşı bunu yaşayan anneler tahmin edeceklerdir. Henüz yaşamayan annelere ise ilginç gelecektir ki sabırla yaşayacakları günü beklesinler. Çünkü bu sıkıntıyı her anne bir gün tadacaktır 🙂

Gelelim işin ciddiyetine. Malum çetin kış şartları tüm hızıyla devam ediyor. Biz de hem soğuktan korumak hem de güzel giysiler seçip özenle giydirmek istediğimiz çocuklarımızın bu inadı karşısında nasıl davranmalıyız? Bu sorunu çözmek çok mu zor ? Takılın peşime…

IMG_1008

1) Öncelikle çoğu zaman işe yarayan bir çözüm var ki çok kolay. Çocuğunuzun üzerini değiştirmeden önce kendiniz göze hoş gelecek birkaç kombin yapıp yatağının üzerine bırakın.”Haydi üstünü değiştirelim” dediğiniz çocuğunuz tipik kriz davranışları sergilemeye başladıysa elinden tutup hazırladığınız kombinlerin yanına getirin ve ona ne giymek istiyorsa kendisinin seçeceğini söyleyin. Çoğunlukla işe yarayan bir yöntemdir ki çocuk hazırladığınız kombinlerden birini seçip sessizce giymeyi kabul eder, çünkü bir tarafta bilmem kaç parça kıyafeti getirip burnuna burnuna dayayan ve “giyeceksin” diyen ebeveyn vardır ki zaten sendromda olan çocuğun sendrom damarlarını coşturan bir davranıştır kendisi;bir yandan da ona seçme şansı tanıyan ve onun verdiği karara saygı duyduğunu gösteren ebeveyn vardır ki çocuk seçtiğini giymenin keyfiyle ebeveyne karşı zafer kazanma edası yaşar. Bu tutum hem çocuğun özgüvenini geliştirir, hem de giyinme krizi için en ideal çözümlerdendir.

2) Bir başka çözüm de tabi ki oyundur. Bir çocuğun dilidir oyun. Çocuğu oyunlarla okuyup oyunlarla tanırsınız. Ve tabi ki oyunlarla şekil verirsiniz ona. Giyinmeyi de oyun şekline dönüştürerek hem kolay hem de eğlenceli şekilde bu kriz atlatılabilir. Öncelikle siz giyinirken oyunu başlatın. Kazağınızın başını giymeden önce “kaybolduuuum!”diye bağırıp dikkatini çekebilirsiniz, sonra kazaktan çıkan başınızla “burdayımmm!” der demez onun da hevesle oyununuza dahil olmak istediğini fark edeceksiniz. Kolunuzu giymeden önce kazağın boş kolunun içinde kolunuzu aramasını isteyin örneğin;”Bir kol arıyoruz biz,nerede acabaaaa?” diyerek siz giyinin, sonra da aynı oyunu onun üzerinde oynamak istediğinizi söyleyin. Hevesle kabul edecektir.

3) Hepimiz istiyoruz çok şık, çok detaylı, çok uyumlu giydirmek. Küçük beyefendi, küçük hanımefendi gibi olmaları hepimizin hoşuna gidiyor elbette. Ancak onların çocuk olduğunu da unutmamak gerek. Giysilerini seçerken rahat, kullanışlı, çocuğu üzerindeyken sıkmayan, giymesi kolay kıyafeler seçmeniz bu krizi daha kolay atlatmanızın en önemli detaylarından biridir.

4) Çocukların en zevk aldıkları şey bir işi başarmaktır. Ona kendisinin giyinmesi için fırsat verin. Belki bunu tek başına başaramaz ama siz onun başlattığı bu çabayı ufacık desteklerle sonuca ulaştırabilir; “benim kızım/oğlum bugün kendisi giyindi, aferin ona!” diyerek bu çabasını pekiştirmiş olursunuz.

5) Sizin seçiminiz dışında bambaşka bir kıyafet de seçmiş olabilir. Asla “bunlar çok kötü, giyemezsın” demeyin,”o eşofmanın üzerine bu tişört daha iyi olur bence” deyin;kabul ederse şanslı gününüzdesiniz demektir, etmezse de fazla zorlamayın, seçimlerine saygı duyun. Ona zaman verin. Dışarı 1 gün eşofman üstü gömlekle ayağında da sandaletle çıktı diye bir şey olmaz 🙂

6) Anne bir çocuğun sihirli değneğidir. Çocuğun ruhuna dokunabilen tek kişidir anne. Bazen de bu gücünüzü kullanmayı deneyin. Alın kucağınıza, öpün, sevin, okşayın, ona güzel bir hikaye uydurun usulca ve bir yandan da yavaşça üzerini değiştirin. Bazen en içinden çıkılmaz krizlerin çözümü bu kadar basit olabiliyor.

Mesele ister giyim olsun, ister başka bir şey. Anlaşamadığınız her ne ise; çocuğunuzla savaşmayın. Asla onun karşısındaki tarafta olmayın. Çocuğu da sizinle savaşmak zorunda bırakmayın. Aynı tarafta yer alıp sorunları sakince değerlendirince çözümlerin düşündüğünüzden daha kolay olduğunu göreceksiniz.

Krizsiz Günler!

 

 

Print Friendly, PDF & Email

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir