Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

| 3 yorum

Mavi, masmavi, daha çok mavi… by Berrin

Mavi, masmavi, daha çok mavi… by Berrin

Sofralara, davetlere ve dekorasyona ait paylaşımlar yapacağım bu köşede uyguladığım ve beğendiğim birçok detayı sizinle paylaşmak arzusuyla buradayım… Bana inanıp bu desteği ve köşeyi veren başta bu bloggun sahibi çok sevgili Özge’ye ve yıllarca beni destekleyip bunu yapmamı söyleyen birçok arkadaşıma sonsuz teşekkürler… Hiç bir zaman kendimi bunları yazacak ve sergileyecek kadar yeterli hissetmedim ve biliyorumki hissedemeyeceğim. Zaten yeterli hissettiğim noktada kendimi tekrarlamış olacağıma inandığımdan; bu gelişimi sizinle beraber yaşamak istedim ve daha fazla ertelemenin de bir anlamı olmayacağına karar verdim… Umarım hepinize biraz ilham kaynağı olup; keyif almanızı sağlayabileceğim bir köşe olur…

Bir yandan ilk yazımı yazmamın heyecanı, diğer yandan hangi soframı paylaşacağıma karar verememenin vermiş olduğu karışıklığın içinden mutluluğun rengiyle sıyrıldım… Karamsar bir ergenlik döneminde hayatına siyah dışında renk katmak istemeyen ben; bir anda radikal bir karar ile tüm renkleri kucaklamaya karar verdim… İşte o günden sonra hayatıma tüm renkleri sokmuş oldum. Zamanla bu renkler benimle özdeşleşen, giyimimden, yaptığım dekorlara, sofralara kadar taşan bir hal aldı… Artık renksiz bir ben; ben değildim…

2

Bana göre mutluluğun rengi ne derseniz “Mavi”derim. Hiç bir renge haksızlık etmek istemeden, maviyi seçmemin en basit nedeni, yere ve ğöğe baktığımda bu rengi görüyor olmamdır belki de…Hangimiz güneşli ve mavi bir gökyüzene uyanmaktan mutlu olmuyoruz ve yine masmavi bir denizi gözlerimiz dalarak izleyip içine atlamayı hayal etmiyoruz… Su, hayat değil mi? Turkuazı, gök mavisi, bebek mavisi, ya da lacivertin kendine has, ağır duruşu ve asilliği ile mavi, her bir tonu ile bir başka güzel…

3

Yüzyıllardır sarayları, daha sonra da evleri süsleyen Bleu Blanc porselenler; gezdiğim müzelerde ve kullanılan ortamlarda ilk gözüme çarpan dekorasyon detaylarıydı. O yüzden yeni bir evi döşerken ilk bu objelere sahip olmayı hayal ettim. Bir süre onları nasıl ve nerede sergileyeceğimi düşünerek vakit harcadıktan sonra; yeni bir dresuarla seçtiğim ve topladığım parçaları birleştirdim. Hergün görmekten mutlu olduğum bu zamansız, ömürlük dekorasyon parçalarının benzerlerini sofraya taşıma arzumu ise tamamen ilk görüşte aşk olarak nitelendirebilirsiniz. Bettina ve Candan Kıramer’in sahibi olduğu, hem birbirinden güzel parçalar bulabileceğiniz bir mağaza, hem de muhteşem organizasyonları hayata geçiren bir organizasyon şirketi olan BC Atelier’in Nişantaşı’n daki yerini gezdiğimde gözüme ilk çarpan Bleu Blanc tabaklar oldu. Ellerinde çok az sayıda kalan tabaklardan dörter adet hemen o gün alıp, bu dört adetle en az sekiz kişi misafir ağırlayan ben nasıl bir masa hazırlayacağımı düşünmemiştim bile. Takımı tamamlamak için en az iki üç ay beklediğimi; sonrasında mağazaya koşa koşa gidip her birini otoparka kadar topuklu ayakkabılarla elimde taşıdığımı anlatsam, sanırım tutkumu biraz olsun anlayabilirsiniz.

5

Artık evimde dekor olan Bleu Blanc porselenlerim şimdi de soframa dekor olacaktı ve benim için mutluluğun rengi mavi bir kez daha bu sofranın hayali ile pekişmiş oldu. Daha yolda eve dönerken kafamda hangi parçalarla bu sofrayı kombinleyeceğimi düşünmüştüm bile. Her biri farklı desende seçtiğim bu tabakları en az iki aynı desende seçme niyetim tabiki karşılıklı hazırladığım servislerde aynı desenleri denk getirme arzumdandı. O kadar güzel mavi rengi en çarpıcı şekilde ortaya çıkarmak için beyazdan daha saf ve temiz bir renk olamazdı. Bu yüzden masa örtüsünü seçerken biran olsun düşünmedim. Hemen keten, antika delik işli beyaz masa örtümü ve peçetelerini dolaptan çıkardım. Sıradan bir beyaz masa örtüsü hiçbir zaman aynı ağırlıkta ve şıklıkta durmayacaktı, o yüzden bu antika işli, keten örtü seçimini yapmam çok yerinde bir karar oldu.

Tabiki sofra yerleştirilmeden önce örtü en ince detayına kadar ütülendi. Biliyorum; hepimiz üşeniyoruz, zaten ütüleyip dolaba kalkan masa örtülerinin tekrar ütülenmesine gerek duymuyoruz ama kusursuz bir masada, üzerinde ne kadar detay olsa da, kat izi olan bir masa örtüsü düşünülemez. Siz siz olun mutlaka masa örtüsünü kat izlerinden kurtuluncaya kadar iyice ütüleyin.

8

Her ne kadar serviste çok yer kaplasa da suplasız bir masa benim için hep bir eksik masadır. Her seferinde kullanmadığım durumlar elbet oluyor; ama yiyecekleri servis yaparken tabakların masadan kalktığı durumlarda boş masa örtüsüne bakmak beni yeterince tatmin etmiyor. Bleu Blanc tabakların güzelliğini ile beyaz masa örtüsünün asilliğinine en uygun geçişi hasır servis suplaları ile yakaladım. Paşabahçe’den uzun süre önce aldığım bu suplalar, doğal renkleri ile her zaman arayışlarımın kurtarıcısı olmuştur. Üzerlerine tabakları ana servis ve ordöv tabağı olacak şekilde ve karşılıklı aynı desenlere denk getirerek yerleştirdim. Beyaz antika delik işi kumaş peçeteleri, masaya renk vermesi için IKEA nın hem büyüklüğü, hem kalınlığı, hem de fiyatının uygunluğu ile kurtarıcısı olan her renk peçetelerinin koyu mavi tonuyla birleştirdim. Bu görsele en uyan peçetelik seçimimi; Bleu Blanc sevdasıyla uzun süre önce Zara Home’dan aldığım mavi beyaz porselen peçetelikler ile tamamladım. İtiraf ediyorum o peçetelikleri aldığımda daha ortada Bleu Blanc tabaklarım bile yoktu; ama sevdiğiniz şeyleri almak için bazen minicik bir bahane yeterlidirJ Oluşturduğum bu peçete konbinini nasıl teşir edecektim? En önemli soru buydu, çünkü bunları tabakların üzerine koyup, tabakların güzelliğini kapatamazdım. Tabak yanlarında peçete cepleri kullanmak istediğimden , tabak yanında da kullanmayıp, en doğru kararı suplaların altına yerleştirrerek verdim.

7

Çatal bıçak seçimini yine birçok masada şıklığı, boyutları ve kullanışlılığı ile çok tercih ettiğim İtalyan Bugatti marka kemik takımlarla yaptım. Bunları keten kumaş ceplere yerleştirdim. Böylece daha şık görüntü elde ettim. Bu peçetelikleri de yine uzun zaman önce Laura Ashley’den almıştım. Her sezon keyifli ve eğlenceli, aynı zamanda şık ürünler bulacağınız Laura Ashley mağazasına uğramanızı tavsiye ediyorum. Sanırım şu an için sadece Teşvikiye mağazası açık.

Bardak seçimim ise maviyi gölgelemeyecek şekilde şeffaf ve ayaklı kadehlerden yana oldu. Bu ayaklı kadehleri hem su hem şarap servislerinde kullanabildiğim için çok seviyorum. Sofrada bardak seçimleriniz hep ayaklı ve yüksek olanlardan olmalı. Bu bardakları Chamonix tatilimizde otelin yanındaki ufak bir dükkanda otelden ayrıldığımız gün etrafa şöyle bir bakınırken görüp, uçakta sayılı adette elimde taşıyarak getirdiğimi söylesem… Hem fiyatının uygunluğu, hem ağırlıkları hem de şekilleri ve şeffaf oluşları , almaman için bir neden bırakmadı geriye… Bir markası olmadığını sandığım bardakların sonradan Amerika’nın ünlü markası Rosanna’ya ait olduklarını öğrendim. Şimdi ise çok benzerlerini çok da uygun fiyata English Home larda görebilirsiniz.

4

Bu bir Ramazan daveti sofrasıydı. Çorbasız bir Ramazan yemeği düşünemeyeceğimden; bu takıma başka bir yemek takımının krem rengi, kendiliğinden desenli çorba kaselerini servis tabakları üzerine yerleştirerek uyum sorununu çözdüm. Ramazan’ı en güzel ifade eden sahan servisleri kullanmak için daha uygun bir zaman olmayacağını düşünerek hemen bu gümüş görünümlü sahanları ana yemek servisleri için çıkardım. Sahanları, Eminönü’nden Kapalıçarşı’ ya çıkan yokuşta sıralanmış dükkanların önünden geçerken keşfetmiştim. Tuğraların, hilallerin ve daha birçok motifin bulunduğu Osmanlı yı çağrıştıran bu ürünlerin olduğu dükkanları mutlaka ziyatret etmenizi tavsiye ediyorum. Yine gümüş sahanlara çok uygun olacağını düşünerek gümüş ekmeklik ve tuzluk biberlik setini masaya koydum.

 

Son iki sezondur Yargıcı mağazaları her ne kadar takı, giyim ve akseaur mağazaları olmasına ragmen, getirdiği Bleu Blanc aksesuarlarla tekrardan favorilerim arasına girdi. Masada kullandığım büyük salata kasesi, yine vintage şeklindeki Bleu Blanc çaydanlık bu mağazadan aldıklarım arasında. Üstelik fiyatları çok uygun olan bu ürünleri kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

 

Yine bir Ramazan sofrası klasiği kahvaltılıkların servsilerinde kardeşimin Phuket’ten getirdiği mavi beyaz servislikleri, (hayatında ilk defa benim için birşey almış olması dolayısıyla benim için paha biçilemez değerdeki ürünler), ve Etiler Layla dekorasyon’dan aldığım kaseleri kullandım.

6

Son olarak Centerpiece… Masanın kalbi, ruhu, belki de giriş bölümünde yazmam gereken en önemli detayı en son yazıyorum. Masadaki ihtişamı hissedeceğiniz, konsepti oluşturan ve anlatan en önemli bölümdür masanın merkezi. Burayı oluşturan objeler ve masa dekorları “Centerpiece” olarak adlandırılır. Bu parçayı seçerken hiç zorlanmadım çünkü kullandığım keten masa örtüsü, peçetelikler, peçete cepleri, hasır suplalar, beni tek bir parçaya yönlendiren kalemlerdi. Yine ketenin ve hasırın doğasını bozmayan, beyaz renk keten şemsiye varlığı ile masanın güzelliğini noktaladı. Bu şemsiyeyi Riviera Maison’dan almıştım. Üzülerek söylüyorumki çok beğendiğim bir Hollanda markası olan bu dekorasyon mağazası Vakko bünyesinde TR de satışa başlayıp, iki senelik bir sürenin ardından tüm mağazalarını kapadı.

Masalarında hep sınırsız olmaya çalışan ben, çaydanlıktan, çerçeveden, heykele kadar aklınıza gelen birçok objeyi masanın ruhunu bozmadan kullanmak isterim. Heykeller; özellikle melek ve kadın büstü belki de beni tanımlayan en iyi iki obje… Meleklerin saflığı ve kadın formu; hem estetik, hem de dişiliği çağrıştıran bu güzel form çoğu zaman evimde dekor olmaktan çıkıp, masa dekoruma eşlik eder. Beyazın saflığı, mavinin mutluluğu, Ramazan’ın bereketi ve dua kapıları derken kendimi bir anda evimdeki melek formlu mumlukların yanında buldum. Madamme Cocco’dan aldığım bu çok da uygun fiyatlı mumlukları şemsiyenin iki yanına masaya yerleştirdim. Dekorasyonda ve sofralarda en çok dikkat ettiğim şeylerden biri de her zaman simetri olmuştur. Simetri hiç beklemediğiniz kadar güzel sonuçlar çıkarır. Nitekim bu mumluklarla sonuç harika olmuştu. Yine de bu mumlukları mumluk olarak kullanmak istemediğimi düşündüm o an. Çok da vaktim olmamasına ragmen içim rahat etmedi. Masama enerjisini verecek son şeyin canlı bir çiçek olabileceğini düşündüm. Hiçbirşeyin masaya canlı bir çiçekten daha fazla enerji verebileceğini düşünmüyorum. Sonuçta ölene kadar sizin elinizin altında olan, daha dalından yeni koparılmış bir canlı o…Tabiki son enerjisine kadar sizinle olacak… Bu düşünceyle arabama atlayıp on dakikalık Göktürk yoluna gittim. Şans kesinlikle benden yanaydı. Aklımdan geçirerek ilk girdiğim çiçekçi de öyle güzel bir hazır buket bulmuştum ki hemen elime aldığım an onun doğru çiçek olduğunu anlamıştım. Mavilerin, sarıların, morların, lacivertin hakim olduğu bu buketi iki ayrı parçaya ayırttırdım ve yine aynı yolu üşenmeden geri dönerek masadaki mumluklara güzelce yerleştirdim. İşte tam o anda masamım dekorunun tamamlandığını düşünerek mutlu oldum…

9

P.S İster güzel enerji olsun ister kötüden korunmak için, ama en çok kendi enerjim için senelerdir nazar boncuklarını taşımaktan, kullanmaktan keyif alıyorum. Yakıştığını düşündüğüm her masa dekorumda bazen ufak bir boncuk, bazen büyük nazar boncuklarına rastlamanız mümkün… Hazır mutluluğun rengi maviyi yakalamışken bu masada da kullanmamam söz konusu değildi. Seve seve dekora ekledim. Umarım birçoğunuz benim kadar seviyordur ve kullanıyordur.

Bleu Blanclere en az gümüş kadar yakışan objeler bakır ve eskitme olan objelerdir. Ev dekorunda seçtiğim Bleu Blanclar hep bakır kapaklı ve işli olanlar. Yine varakları da Bleu Blanc ürünlere çok yakıştırıyorum.

Bleu Blanc porselenleri; her zaman favori markalarımdan biri olan ve dekorda hep Bleu Blanc kullanan Ralph Lauren Homelarda, ICA Etiler’de,

Layla Dekorasyon Etiler’de

BC Atelier Nişantaşı’nda

Valeron Nişantaşı’nda

Ufak aksesuar gibi hediyelik de satılanları Yargıcı mağazalarında

Cumba’da ve daha birkaç butik mağazada bulabilirsiniz.

 

Unutmayın; güzellik detaylarda gizlidir…

Hepinize mutlu, mavi bir gün dilerim.

Sevgiler…

Berrin Ak Yurdakul

Inspiration:

1 2.png2 3.png3 4.png4 5.png5 6.png6 7.png7 8.png8 9.png9 88.png88 99.png99

 

Print Friendly, PDF & Email

3 Yorum

  1. Merhaba, sevgili komşum ve arkadaşım Berrrin, bir masanın sunuma hazırlanış öyküsü ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Seni tebrik ediyorum canım bu kadar renkli bu kadar becerikli bir insanın bu yönünü diğerleriyle paylaşma şansını sunduğu için de Özge Hanım’a ayrıca teşekkürler. Diğer yazılarını sabırsızlıkla bekleyeceğim. Başarılarınıza her gün bir yenisini eklemeniz dileklerimle ve çok çok Sevgilerimle …

    Şeyda Açıkel 😉

  2. Merhaba; canim kuzenim Berrinin her zaman hayranlikla , keyifle oturdugum masalarinin hikayesini paylasmasina cok sevindim. Umarim herkez onun gibi tutkularini bu sekilde dile getirebilecek bir ortam bulur.

  3. Merhaba çok zevkli bir masa hazırlamışsınız:)
    Belirtmek istedim Puket Thailandda:)Hongkong da değil maalesef;)

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir