Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

| 0 yorum

Prematüre Annesi Olmak

Prematüre Annesi Olmak

Ben 26 yaşındayım, Gebze teknik üniversitesinde fizik mezunuyum. Marmara üniversitesinde sağlık yönetiminde yüksek lisans yapıyorum. Çesitli sorunlardan dolayı bu yıl dondurmak zorunda kaldım. Size hayat hikayemi anlatıp prematüre annelerin sesi ve gücü olmak isterim. Cünkü ben anne olmadan prematüre annesi oldum. Bunun üzerine bende www.bilincliannem.com olarak bir site kurdum daha fazla sesimi duyurmak bilinclendirmek için.

Eşimle tanıştıgımızın 8. yılında evlenmiştik. Uzun yıllar tanışma sonucunda evliliğimizin 3. ayında bebek sahibi olmaya karar vermiştik. Hayalim bebeğim olsun onunla ilgileneyim seveyim her anne gibi doya doya sağlıklı bir şekilde vakit geçireyim istemiştim. Karın agrısıyla hastaneye gittiğimde hamile olduğumu öğrendim, ilk basta 2 saat arayla kan tahlili verdim, olması gerekenden fazla bir şekilde artış oluyordu. Bu artış bende gebeliğin devamı olarak algılanıp mutlu ediyordu. Kim bile bilirdi ki bu artış ikiz bebek olmasına işaretti. 4. haftada tek kese ve düşük tehlikem vardı. 5. hafta kontrol ve ağrı üzerine gittiğimde iki kese ve yine düşük tehlikem olduğunu öğrendim.Doktorun bana burada iki kese var demesiyle ben şok olmuştum o şokla 30 dakikada 2 tane hastane değiştirmiştim:). Saatlerce ağlamıştım, Çünkü bizim ailede ikiz hiç yoktu eşimin ailesinde de supriz olmuştu bize.

Artık yavaş yavaş büyüdükçe ben kontrol altındaydım, erken doğum riski, düşük tehlikesi derken her hafta hastanedeydim.İkizlerin cinsiyetini agrı eşliğinde hastaneye giderek öğrendim iki oğlum olacaktı. Hep içimde kız geçerken oğlumun olması başka bir şaşkınlık mutluluk oldu bende. Sonra geçen büyüme zamanla İlk erken tehlike 24. haftada kapımı çalmıştı. Hastanede yatmalar, agrılar, iğneler ,serumlar, sancılar derken 31+3 de doğuma aldılar beni. İkizlerden birinin başı aşağıdaydı ve eşiği kopmuştu, iç kanama şeklinde doğumdaydım. Artık anne karnındaki savaşın sonuna gelmiştik. Şimdi dünyada savaşmamız lazımdı. Doğumda çıktığımda eşime gördün mü diyordum çocuklarımızı gördün mü? Çok güzellerdi diyordu hep aynı şekilde bana tarif etmesini istiyordum. Doğumdan 8 saat sonra artık tanışma vaktimiz gelmişti küçük kahramanlarımla, o ağrılarla merdivenleri nasıl çıktığımı hala hatırlamam. Artık kapılar açılmıştı kara bebekler bu tarafta diye sesin verdiği yere döndüğümde o aşkı, mutluluğu hiç bir yerde tatmadığım sevinci yaşatmışlardı kendilerini bana göstererek:), miniciklerdi 1625 ile 1485 kilo da doğmuşlardı sadece parmaklarına dokunabiliyordum. Bende isterdim hemen kucağıma alıp emzirmeyi, bende isterdim odayı süslemeyi, bebeklerimi kendimi süslemeyi, olmadı ben odada onlar yoğun bakımdaydı. Artık hastaneden ayrılma vaktim gelmişti, doktora şu kapının önünde kalayım beni yeter ki göndermeyin diyordum. Maalesef onları bırakıp eve gelmişti. Evden tek çıkmıştım yine tek dönmüştüm. Çok büyük acıydı kucağının boş olması, Eve hayırlı olsuna gelen misafirler bebekler nerede diye sormaları, farklı özlem dolu zamanlardı. Her gün 5 dk lık görmek için o sezeryanlı halimle hiç bir acı duymadan bebeklerimle oynamaya gidiyordum. Hemşire 5 dk zaman versin diye dua ederdim bazen süreniz doldu deyince duymamazlıktan geliyordum 1 dk daha zaman geçirmekti amacım 24 saatlik sürede 5 dklık hasret yetmiyordu bana biliyordum çocuklarıma da yetmiyordu onlarda beni özlüyordu.  Her gün süt taşıma gelip gitme derken doğumdan 16. gün yahya taha taburcu olmuştu kardeşi orada kalmıştı solunum sıkıntısı nedeniyle. Eve ilk geldiğinde artık koruma dönemi başlamıştı. Eller dezenfekte edilmeden yanına yaklaşmak yoktu. İlk zamanlar sadece uzaktan baktırıyordum. Odaya 2 kişiden fazla girmesi yasaktı kalabalık oluşturmamak içindi. İnsanlar sizi yadırgayabilir, hayflayadabilirler ama bu sizin için bir sorun değil yapılması gereken görevdi. Bebekler büyümeyle savasırken sizde onu koruyaraka savaşmalısınız. 27. Gün  diğer kardeşi Mehmet salihte taburcu olduğunda aynı savaş 2 kat seklinde devam etmişti. 28. gün rop muayenesine götürmüştük, Mehmet salih kuvezde daha çok kaldığı için onda sorun çıkar diye korkarken Kardeşinde Çıkmıştı, Salih ilk seferde roptan geçmişti, Taha için 1 buçuk ayımız vardı 1 buçuk ay boyunca her hafta kontrole gidiyorduk. Zone ve  evrelerini sebepleri sonuçlarını artık bu sürede ezberlemiş haline gelmiştik. Tahanın Gözleri tam iyileşti derken Salih sebepsiz bir şekilde sepsise yakalanmıştı ani bir düşmeyen ateş ile soluğu doktorda aldık.

Sepsis 3’e ayrılıyordu. Sepsis, Ağir sepsis, Şok sepsis diye kendi içinde 3 evreden oluşuyordu. Sepsis ve ağır sepsisin tedavısı vardı şok sepsisin yoktu çünkü vücüda giren mikrop nereden gelindiğini bilinmediği için vucudun her yerini tahrip edebiliyordu. Biz hastaneye gittiğimizde ağır sepsis haline dönüşmüştü. Apar topar yoğun bakıma alınmıştı 27. günün sonunda tekrar sil başta yoğun bakım süreci başladı. 11 gün daha kalmıştı sonunda çok şükür yorgun savaşçım tekrar evine dönmüştü. Kasık ve su fıtığı eşliğinde. Kasık fıtığı, Bağırsaklarda boğulma yapma tehlikesinden dolayı hastaneden çıktıktan 1 ay sonra  sünnet eşliğinde ameliyatımız olmuştu. Çok şükür sorunsuz bir ameliyat ve sünnette geçirerek bir zorlu evreyi daha bitirdik diye kendimi rahatlamiş hissediyordum.

Yoğun bakımda fazla kalan bebeğimde kırkırdak yumuşaklığı laringomalazi vardı sesi hırıltılı şeklinde çıkıyordu. kıkırdak sertleşmediği için nefes alışverişlerinde kıkırdak kapanıp açılma yaptığında hırıltı çıkıyordu. bir guguk kuşu gibi ses çıkarıyordu. Tabi bunun yanında astımda olunca tıkanma daha da artıyordu.  Kışın haftada bir astımda ya hastanede yatıyorduk yada kontrole gidiyorduk. 9 aydan sonra tıkanmada azalma ve guguk sesindede kaybolmalar başladı.

İkiz bebeğiniz olunca bir de prematüre olunca sürekli aksiyon seklinde bir hayatınız olacaktır. Bu konuda hazırlıklı olunması lazım annelerimizin:)

10. ayındada tahanın gözlerinde göz pınarı denilen yer içeri kıvrımlı yukardaydı tanı olarak blefarofimosis konuldu yani hem kıvrım düzeltilip hemde kapak düşüklüğünü düzeltilecekti. 10 ayımızda ilk aşama ameliyatımız oldu, şimdi 9 haziranda pitoz denilen kapak düşüklüğü ameliyatımız olacak.

11 Nisanda 1 yaşımıza girdik. Bütün zorlu süreçlerden geçmiş olsakta o gün önemliydi bizim için her seye ragmen, tüm savaşımızla doğum günümüzü kutladık. Biz güçlüydük, Biz savasçıydı, hayatın değerini bile bile yaşam için savaştık, nefes almak için savaştık.
Ben çocuklarımı daha iyi anlamak için sağlık yönetimini okumak istedim. o zorluklarımda bile yüksek lisansı kazandım. Ben bilinclendikçe bebeklerimle daha iyi iletişime geçicektim biliyordum. Şimdi Prematüre annelerinın sesi olup onların güçlerine güç olmak istiyorum. Biz Prematüre anneleriyiz, savasçı bebeklerin savaşçı anneleriz.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim özge hanım sesime ses olduğunuz için minettarım.

5486c98657ad71c4f688ef1dc17f8e02

Print Friendly, PDF & Email

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir