Pages Menu
TwitterRssFacebook
Categories Menu

| 1 yorum

Sezin Kurel’in Hamile Günlüğü ( Mektuplar)

Sezin Kurel’in Hamile Günlüğü ( Mektuplar)

10.07.2015-CUMA

Merhaba Miniğim,

Ben annen…

Orada bi yerdesin değil mi? Sol tarafımda derinde bir yerde hafif bir sızı hissediyorum. Senin yerleştiğini düşünerek içten içe mutlu oluyorum. Regl tarihime tam 10 gün var. Ben ise yerimde duramıyorum. İnternette göz gezdirmediğim yer kalmadı. Herkes söz birliği yapmışcasına aynı şeyi söylüyor: “Hamileliğin ilk belirtisi adet gecikmesidir, bu dönemde kan testiyle kesin sonuç elde edilebilir.” Ama ben o günü bekleyemiyorum.

Ben senin orada olduğunu biliyorum miniğim. Bugün senin gelişini haber vermek için anneanne, babaanne ve dedelerine güzel sürpriz mektupları hazırladım. Hatta senin gelişinle bahçeye bir limon ağacı dikmeye ve beraber büyüyüşünüzü izlemeye karar verdim. Limon ağacının ağzından babana çok özel ve güzel bir mektup yazdım. Daha karşılaşmadın ama 3 tane kardeşin var senin: Mira, Yade ve Asım. Onları da unutmadım ve onlara da yeni bir kardeşlerinin olacağı haberini bir mektupla verip hepinizi her zaman ne kadar çok seveceğimden bahsettim. Gerçi sana bunları neden anlatıyorum bilmiyorum. Bugün defalarca dinledin ve hissettin hislerimi. Sahi biz seninle artık ‘bir’ olduk değil mi?

Ordasın biliyorum… Bir çimdik at anneye, ben burdayım de. Midemi de bulandırabilirsin, istersen başım da dönsün.  Merak etme senden gelen hiçbir şey canımı yakmaz. Rahat rahat kurul içime. Sen ne istersen nasıl istersen öyle olacak. Ama hadi bana göster kendini…

15.07.2015-SALI

 

Meleğim,

Sonsuz teşekkürler sana. Beni seçtiğin için… Kendini belli etmek için sol tarafımdaki ritmik vuruşu gitgide artırdığın için… Dün akşam idrar testinde çıkmamana rağmen bu sabahki kan örneğinde kendini gösterdiğin için…

Teyzeciğin, Ebru, Yeliz, Pınar ve Tuba ablaların dışında kimse bilmiyor varlığını. Yarın baban, babaannen ve dedenle tanışacaksın. Hadi uyu artık, dinlenmen lazım.

Tatlı rüyalar meleğim…

IMG_1010

16.07.2015-ÇARŞAMBA

 

Kelebeğim,

Öncelikle varlığını bir doktora teyit ettirmem gerekiyordu. Doktorum bana şunları söyledi: “Evet, hamilesin. Ama o kadar minik ki ultrason ile görüntülememiz mümkün değil. Beta HCG değerin 19 ve biz 3000 in altındaki Beta HCG değerlerinde bebeği görüntüleyemiyoruz. Üstelik regl ile birlikte vücudun bebeği atma ihtimali de mümkün. Şu an için en önemli beklentimiz haftaya alınacak kan örneklerinde Beta HCG’nin yükseliyor olması. O nedenle siz kendinizi her şeye hazırlayın!”

 

O seni daha hiç tanımıyor bebeğim… Senin çok ama çok güçlü bir annen ve baban, hayatları boyunca her türlü zorluğun üstesinden gelebilmiş dedelerin, “çocuğun olmayacak!” diyenlere inat 3 tane sapasağlam melek dünyaya getirmiş bir teyzen ve her şeye rağmen hayata hep gülerek bakmış bir anneannen ve babaannen olduğunu bilmiyor.

Sadece tamam diyerek ve haftaya çarşamba günü yaptıracağım testin reçetesini alarak odadan çıktım. Sonrasında yaşadıklarım olağanüstüydü.

İlk olarak filmin en iyi erkek oyuncusuna yani babana vermem gerekiyordu bu muhteşem haberi. Harika bir senaryo hazırladım:

Etiler Sera Botanik’den yanda gördüğün muhteşem limon ağacını aldım öncelikle. Neden bilmiyorum limon ağaçları hep çok anlamlı, çok duygusal gelmiştir bana. Ağaçlar da bebekler gibidir. Onlar da ilgi, sevgi ister. Sabrettiğinde karşılığını fazlasıyla verirler sana. Ben de bu nedenle senin gelişinle birlikte bir limon ağacı dikmek istedim bahçemize. Üstüne de şu notu ekledim (birazcık senin adına konuştum ama kızma bana 🙂

Beni dik ki sana güzel meyveler verip karnını doyurabiliyim.Beni dik!

Beni dik ki yaz gününde seni serinletecek içeceğine malzeme olabiliyim.

Beni dik ki bana sevgi verdiğinde sana neler neler verebileceğimi görebil.

Beni dik ki sorumluluk ne kadar güzel bi’şeymiş sana öğretebileyim.

Beni dik ki limonun en güzel sarısını, ağacın en yeşilini, kahverengisini kısacası hayatın tüm renklerini sana gösterebiliyim.

Beni dik ki sabrı gör.

Beni dik ki gölgemde huzuru yaşayabil.

Beni dik ki kışın soğuğuna, karına, yağmuruna; yazın nemli sıcağına ve en önemlisi hayatın bütün zorluklarına nasıl göğüs gerebileceğimi sana gösterebiliyim.

Beni dik!

Sana “baba” diyebileyim…

En minik Kurel

Ne mi oldu? İdrar testinin negatif çıktığını bilen baban şaşkın gözlerle bana bakıp “yoksa???” dedi.  Ve bana sımsıkı sarıldı… Hemen ama hemen bu muhteşem haberi babaanne ve dedeye söyleyip mutluluğumuzu çoğaltmalıydık. Biz de öyle yaptık, kapıyı çektiğimiz gibi babaanne ve dedene gittik (baya zor oldu bizim için, hiç kolay değil 10 metre ileri yürümek :). Baban ön kapıya hazırladığımız mektubu sıkıştırıp zile bastı, ben de arka kapıdan içeri girdim. Baban arka kapıdan içeri girdiğinde anneannen şaşkın gözlerle mektubu okuyor ve kimden geldiğini anlamaya çalışıyordu. Merak etme, hemen o mektubu da seninle payşalıyorum:

 

Merhabaaaa,

Şimdi şaşkın şaşkın bakıyorsunuz acaba bu mektup nereden geldi diye, haklısınız… Ama biz çooook uzak bi yerlerden tanışıyoruz aslında. Kendimden biraz bahsedecek olursam bu aralar çok iyiyim. Kimileri bencil bir hayat sürdüğümü söylese de keyfim yerinde… Tek derdim günlerdir kalbimin güm güm atması, sanki o kadar hızlı atıyor ki ben bile yetişemiyorum hızına. Belki de sizinle karşılaşacağım içindir. 

Orada havalar nasıl bilmiyorum ama benim bulunduğum yerde dört mevsim sıcak, tropikal mi diyordunuz onu da tam bilmiyorum ama… Dedim ya havam da yerinde, keyfim de…

Geldiğimde sizinle neler yapacağımın programını yapıyorum bu aralar. Sen! Sarışın, güzel bayan… Sanırım seninle çok gezeceğiz. Gezerken de çok şey öğreneceğiz. Mesela dünyaya geniş bir çerçeveden bakmayı, tüm insanları doğruları ve yanlışlarıyla kucaklamayı ama yeri geldiğinde hakkımı aramayı, neyi neyle kombin yapacağımı, en ucuza en kaliteli nereden giyineceğimi, hayatta kuralların ne kadar gerekli ve önemli olduğunu, yapılan kötülükleri unutmamayı :), farklı dil ve kültürdeki insanları senden öğreneceğim.

Sen! Gözleri hep gülen ama gülerken gözükmeyen adam… Şimdiden hissediyorum, sen beni çok sevecek çok şımartacaksın. Aldığım bütün cezalarda çıkış biletim olacaksın. Ne zaman dara düşsem senin yaşadıkların en büyük cesareti verecek bana. İnanmayı, koşulsuz sevgiyi, hiç bilmediğim duymadığım kelimelerin anlamlarını, siyaset, din, toplumsal hayat ve genel kültüre dair merak ettiğim her şeyi, aniden sinirlenip bir anda sakinleşmeyi, insanlarla ve hayatla dalga geçmeyi, hiçbir zaman vazgeçmemeyi, bir şeye inanmanın başarmanın ilk şartı olduğunu senden öğreneceğim. Ve sanırım ne zaman sıkışıp kalsam senin elimi tutmanı bekleyeceğim.

Geliyorum… Biraz vakit var ama merak etmeyin geliyorum.

Size nasıl hitap etmeliyim bilemiyorum. En iyisi babamın babasına dede, babamın annesine babaanne diyeyim J

Sizi seviyorum… Çok sevildiğimi de biliyorum. 

 

En minik Kurel 🙂

 

Sonra ne mi oldu? Babaannen şaşkınlığını atlattıktan hemen sonra babanla aynı tepkiyi verdi: “Yoksa???” 🙂 “Evet” dedim “Evet hamileyim!” Belkide gözlerini hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Bu sırada deden uyuyordu. Ramazan ayında olduğumuzdan ve deden hiç gün kaçırmadan oruç tuttuğundan bu saatlerde yorgun düşüp biraz kestiriyordu. Babaannen mektubu ona götürdü ama uyanık deden daha mektubu okumadan en altta kimden geldiğini belirten kısma baktı ve ditekt “Sezin hamile mi?” dedi. Meğer tüm ramazan bunun için dua etmiş. Aldı bizi bir şenlik… Anneannen ve dedene 1 Ağustos’da Didim’e yanlarına giderek mektubu verecektik. Nurşen teyzene de Bodrum’a gittiğimizde. Ama yerimizde duramadık. Önce bir üst kata çıkarak Nuray teyzen ve Nazlı ablana haber verdik. Sonra anneannene mesaj atarak mektubu ilettik. Ve gözlüklerini takıp yüksek sesle dedene okumasını istedik. İşte o mektup da şöyleydi:

 

Merhabaaaa,

Şimdi şaşkın şaşkın bakıyorsunuz acaba bu mektup nereden geldi diye, haklısınız… Ama biz çooook uzak bi yerlerden tanışıyoruz aslında. Kendimden biraz bahsedecek olursam bu aralar çok iyiyim. Kimileri bencil bir hayat sürdüğümü söylese de keyfim yerinde… Tek derdim günlerdir kalbimin güm güm atması, sanki o kadar hızlı atıyor ki ben bile yetişemiyorum hızına. Belki de sizinle karşılaşacağım içindir. J

Orada havalar nasıl bilmiyorum ama benim bulunduğum yerde dört mevsim sıcak, tropikal mi diyordunuz onu da tam bilmiyorum ama… Dedim ya havam da yerinde, keyfim de…

Geldiğimde sizinle neler yapacağımın programını yapıyorum bu aralar. Sen! Tatlı dilli, güzel huylu kadın… Sanırım seninle çok gezeceğiz. Gezerken de çok şey öğreneceğiz. Mesela olağanüstü durumları idare etmeyi, evhamlı olmayı, evden çıkarkan kapıyı kilitleyip kilitlemediğimi kontrol etmeyi, ters duran terlikleri çevirmeyi, bağırmak yerine içine atmayı, temiz düzenli olmayı, paylaşmak ne kadar güzelse bencilliğin de en az o kadar kötü bir şey olduğunu, bakımlı olmayı, kafadan matematik hesabı yapmayı, şefkatli olmayı, değişik espiriler yapmayı J ve bu espirilere en çok gülen olmayı senden öğreneceğim.

Sen! Yakışıklı delikanlı… Hayranların gitgide artıyor sanırım, annem de aşıkmış sana. J Şimdiden hissediyorum, sen beni çok sevecek çok şımartacaksın. Aldığım bütün cezalarda çıkış biletim olacaksın. Üniversiteye giriş puanı hesaplamayı, hayatta başarılı olabilmek için disiplinli olmak gerektiğini, her hatanın bir cezası her güzel davranışın bir ödülü olduğunu, çiçek sulamayı, ağaç dikmeyi, nasıl mükemmel mangal yakılacağını, siyaset, din, toplumsal hayat ve genel kültüre dair merak ettiğim her şeyi, balık pişirmeyi ve ayıklamayı, sporun her dalını, aniden sinirlenmeyi , doğal güzelliğin en güzeli olduğunu, yardıma muhtaç herkese sonucu ne olursa olsun yardım etmeyi senden öğreneceğim. Muhtemelen ilk futbol maçına da seninle gideceğim.

Geliyorum… Biraz vakit var ama merak etmeyin geliyorum.

Size nasıl hitap etmeliyim bilemiyorum. En iyisi annemin babasına dede, annemin annesine anneanne diyeyim J

Sizi seviyorum… Çok sevildiğimi de biliyorum. 🙂

En minik Kurel 🙂

 

Anneannen ve deden mektubu okurken ben nasıl tepki verecekleri konusunda tahminlerimi yapıyordum. Deden duygusallaşacak yaklaşık 15 dakika bizimle konuşamadan öylece bekleyecekti. Anneannen ağlayacak ama hemen telefona sarılıp tebrik edecekti. Ve her şey tahmin ettiğim gibi oldu .

Daha da duramadık. Nurşen teyzeni aradık. Gerisi su gibi aktı… Baban elinde telefon aklına gelip gelebilecek herkesi aradı.

Seni daha ultrasonda göremedik ama sağır sultan bile biliyor valığını.

Şimdi yatağıma yatıp hayatımın en güzel gününün (şimdilik) en güzel uykusunu uyuyacağım. Sayende…

 

Annen

 

 

 

 

Print Friendly, PDF & Email

1 Yorum

  1. nasıl duygulandım, nasıl mutlu oldum tanımadan…
    sağlıkla, mutlulukla gel en minik kurel, şans getir ülkemize…
    tebrik ediyorummm

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir